Haber Detayı


  • 11
  • 28/08/2017
LİMİTED ŞİRKETLERDE ORTAKLIKTAN ÇIKMA VE ÇIKARILMA

     6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hukuk sistemimize birçok yenilik getirdi ve birçok yeni kurumlar oluşturdu. Bu yeniliklerden biri de tek kişiden oluşan anonim ve limited şirketlerdir. Mülga olan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanun’un (Eski TTK) 504. maddesi uyarınca limited şirketlerin ortak sayısı ikiden az ve elliden fazla olamazdı. Ortak sayısındaki asgari sınır terkedildi ve tek  kişilik limited  şirketler kurulabilir hale geldi.
 

     Eski TTK Uyarınca İki Kişilik Limited Şirketlerde Çıkarılma;
     Eski TTK’daki ortak sayısı sınırı sorunlara neden olurdu. Örneğin iki kişilik limited şirketlerde, ortaklığın çekilmez hale gelmesi halinde, Eski TTK tek kişilik limited şirkete izin vermediğinden, başvurulabilecek tek yol mahkemeden ortaklığın haklı nedenle feshini istemekti. Böylece belli bir potansiyele, dinamiğe sahip şirket ortakları arasındaki uyuşmazlık yüzünden feshedilerek ticari hayattan silinmekteydi. Yargıtay, tek kişilik limited şirkete izin verilmediğinden, iki kişilik limited şirketlerde, ortağın haklı nedenle ihracını kabul etmiyordu. Yerleşmiş görüşü, iki kişilik limited şirkette çıkma veya çıkarılma olmayacağı, haklı bir neden olsa dahi çıkma veya çıkarma sonucu şirketin tek ortakla devam edemeyeceği ve şirketin feshinin istenmesi gerektiğiydi. Yargıtay’a göre Eski TTK’da tek ortakla devama ilişkin hüküm olmadığından, Eski TTK m. 504/II’de yer alan “Ortakların sayısı sonradan bire iner veya şirketin zaruri organlarından biri mevcut olmazsa münasip bir müddet içinde bu eksiklikler tamamlanmadığı takdirde ortaklardan birinin veya şirket alacaklısının talebi üzerine mahkeme şirketin feshine karar verir. Mahkeme taraflardan birinin talebi üzerine gerekli ihtiyati tedbirleri alabilir” hükmü ancak şirketin normal süresi içinde bir ortağın ölümü, bütün payların tek ortağa devri gibi zorunlu nedenlerle ortak sayısının bire düşmesi halinde uygulanabilirdi. Yargıtay Eski TTK m. 551/II’deki çıkma hakkının da ancak ikiden fazla ortaklı limited şirketlerde söz konusu olacağı görüşündeydi.
     Eski TTK çerçevesinde oluşan Yargıtay’ın yerleşik görüşü çerçevesinde iki kişilik limited şirketin çekilmez hale gelmesi halinde bir ortağın çıkarılması yerine şirketin haklı nedenle feshine karar veriliyor; bu durum ticari sürekliliği sekteye uğratıyor, şirketlerin büyümesine engel oluyordu.

     TTK Uyarınca İki Kişilik Limited Şirketlerde Çıkarılma;
     6102 sayılı TTK limited şirketlerin ortak sayısını bir ila elli olarak düzenleyince iki kişiden oluşan limited şirketlerde de ortaklar arası uyuşmazlık halinde haklı nedenle fesih yerine, ortağın çıkarılmasına olanak tanındı. Dolayısıyla iki kişiden oluşan limited şirketin çekilmez hale gelmesi durumunda bir ortağın çıkarılarak şirketin tek ortakla devam etmesine izin verildi. Yargıtay da bu sistem sayesinde görüşünü haklı nedenle fesih yerine, ortağın çıkarılarak şirketin tek kişiyle devamı yönünde değiştirdi.
     Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 3. maddesi (Yürürlük K) taraf iradelerinden bağımsız olarak getirilen yeni kurumların, TTK’nın yürürlüğe girmesinden önceki ilişkilere de uygulanmasına olanak sağladı. Yürürlük K m. 3 uyarınca “Tarafların iradelerinden bağımsız olarak, kanunla düzenlenen hukukî ilişkilere, bunlar Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girmesinden önce kurulmuş olsalar bile, Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanır”. Limited şirketlerde bu tür hukuki ilişkilere örnek olarak tek kişilik limited şirket (TTK m. 573-574), denetim ve özel denetim (TTK m. 635), sona erme nedenleri ve sona ermenin sonuçları (TTK m. 636), çıkmaya katılma (TTK m. 639), ayrılma akçesi (TTK m. 641-642)  sayılabilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin de bu bağlamda, 13.06.2013 tarihli, 2011/14131 esas, 2013/12400 sayılı kararıyla  “dava tarihinden sonra yürürlüğe giren 6103 Sayılı TTK’nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 3. maddesi uyarınca tek kişilik limited şirketin varlığını kabul eden 6102 Sayılı TTK’nın işbu hükümlerinin yürürlükten önceki olaylara uygulanmasını mümkün kıldığından, dava dilekçesinde yer alan davalının şirket ortaklığından çıkarılması şeklindeki talebinin anılan yasa hükümleri uyarınca değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekir.” şeklinde bir içtihat oluşturmasıyla bu yeni kurumların uygulanmasının önü açıldı.

        Eski TTK Döneminde Kurulan Limited Şirketlerde TTK Hükümlerinin Uygulanması;
     TTK hükümleri uyarınca artık ortağın şirketten çıkarılabilmesi için iki seçenek bulunur. Bunlardan birincisi, şirketin ana sözleşmesinde yer alan düzenlemeyle bir ortağını şirketten çıkarabileceği (sözleşmesel çıkarma hakkı) sebeplerin öngörülmüş olmasıdır. Bu durumda ortaklar, şirket sözleşmesinde öngörülen nedenler oluştuğunda o ortağın şirketten çıkarılmasına karar verebilirler. TTK’nın 640. maddesi uyarınca çıkarma kararına karşı ortak, kararın noter aracılığıyla kendisine bildirilmesinden itibaren üç ay içinde iptal davası açabilir. Sözleşmede düzenlenen çıkarılma nedenlerinin TTK m. 640/3 hükmü çerçevesinde haklı neden oluşturması gerekmez. Sözleşmesel çıkarma nedenleri, sözleşme serbestisi uyarınca, ortaklarca belirlenir.
     İkinci seçenek ise, haklı bir nedenin varlığı halinde mahkemeden ortağın şirketten çıkarılmasını istemektir. TTK m. 616/1/c uyarınca bir ortağın şirketten çıkarılması için mahkemeden istemde bulunulması Genel Kurul’un devredilemez yetkilerinden biridir. Bu durumda şirket o ortağın şirket bünyesinde kalmamasını gerektirecek haklı bir nedenin var olduğunu düşünüyorsa Genel Kurul kararı alarak mahkemeye başvurur, hakim talebi yerinde görürse o ortağın ortaklıktan çıkarılmasına karar verir.
     Eski TTK döneminde kurulmuş iki kişiden oluşan limited şirketlerde her ne kadar Yürürlük K m 3 uyarınca TTK hükümleri uygulanacak olsa da yukarıda açıklanan birinci seçeneğin doğrudan hayat bulması söz konusu olmaz. Eski TTK döneminde kurulan bir limited şirkette sözleşmesel çıkarma hakkı tanınmamışsa, bu hak ancak esas sözleşmenin bu yönde değiştirilmesi halinde kullanılabilir. Ancak, ikinci seçeneğin uygulanması olasıdır. Şirket mahkemeye başvurarak haklı nedeni kanıtlarsa, ortağın şirketten çıkarılmasını talep edebilir. Eski TTK zamanında kurulmuş bir şirket dahi olsa, Yargıtay eski kararları doğrultusunda şirketin feshedilmesi yerine Yürürlük K m 3 ve TTK hükümleri sayesinde ortağın ortaklıktan çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer çözümlere karar verebilir.

      Çıkma;
     Limited ortaklık ilişkisinin çekilmez hale gelmesinin çıkarılma veya şirketin feshi dışında bir çözümü de şirket sözleşmesiyle tanınmış çıkma hakkı (TTK m. 638/1) veya haklı nedenin varlığı halinde ortağın çıkmasına mahkemece karar verilmesidir (TTK m. 638/2). Eski TTK döneminde kurulmuş iki kişilik limited şirketler için yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda esas sözleşmede sözleşmesel çıkma hakkı tanınmış değilse, şirket sözleşmesinde yapılacak değişiklikle sözleşmesel çıkma hakkının uygulanması sağlanabilir. Gerekli nisaplara uyularak şirket sözleşmesinde yapılacak düzenlemeyle çıkma hakkı tanınabilir, haklı sebep bulunmaksızın ve mahkemeye başvurulmaksızın öngörülen sebepler gerçekleştiği an ortak limited şirketten çıkarak, şirketin tek ortakla devam etmesi sağlanabilir. Bu yolun seçilmemesi halinde, haklı nedenlerin varlığını iddia eden davacı mahkemeye başvurabilir ve şirketten çıkmasına karar verilmesini isteyebilir. Bu durumda mahkeme haklı nedenlerin varlığı, özellikle davacının kusurlu olup olmadığını araştırmalıdır. Yargıtay’ın yerleşmiş görüşü, kusurlu ortağın haklı neden ileri süremeyeceği yönündedir.

          Fesih;
     Limited şirketin sona erme nedenlerini düzenleyen TTK m. 636 uyarınca haklı nedenlerin varlığı halinde her ortak mahkemeden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilir. Ancak şirketin feshi en son çaredir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir. Takdir yetkisi mahkemenindir. Diğer çözümlere örnek olarak, somut olayın özelliklerinin değerlendirilerek, kar dağıtımına karar verilmesi, şirketin bölünmesi ve çıkmak isteyen ortaklara bölünme sonucu yeni kurulan şirkette pay verilmesi, muhalif ortağın müdür olarak atanması gösterilebilir.

        Haklı nedenler;
     Mahkemeye başvurma şartı olan haklı nedenlerin neler olduğu kanunda belirtilenlerle sınırlı değildir. Çoğunluk gücünün kötüye kullanılması, organların çalışamaz hale gelmesi, güven ilişkisinin zedelenmesi, ortaklara haksız menfaatler sağlanması, mali hakların ihlali, pay sahiplerinin bilgi alma ve inceleme haklarının ihlali, pay sahipleri arasında önemli husumet bulunması, şirketin kötü yönetilmesi ve ortakların zarara uğratılması ortaklığın çekilmez hale gelmesine neden olarak kabul edilebilir. Nitekim Yargıtay da TTK’da gösterilen ve şirketin feshine yol açan haklı nedenlerin  sınırlı sayıda olmadığını belirtir.

     Fesih talebinde husumet;
     Haklı sebebin varlığı halinde şirketin feshi için mahkemeye başvurulduğunda husumetin kime yöneltileceği konusu başka bir soruna işaret etmektedir. Yargıtay’ın bu konudaki kararları tutarsızdır. Kimi kararlarında husumetin tüm ortaklara yöneltilmesi aranırken, daha yeni tarihli kararlarında ortak hasım gösterilerek açılan davada şirketin feshine karar verildiğinde dava dışı bir tüzel kişi aleyhine karar verilmiş olacağından husumetin sadece şirkete yöneltilmesi gerektiğini belirtir. İki kişilik ortaklıklarda Yargıtay’ın her iki yönde de kararları vardır.

     Sonuç;
     TTK, iki kişilik limited şirketlerde şirketin feshedilmesi yerine ortağın ortaklıktan çıkarılmasına ya da somut olayın özelliklerine uygun başka çözümlerin uygulanabilmesine izin verir. Yürürlük Kanunu m. 3 uyarınca bu hükümler Eski TTK döneminde kurulmuş şirketlere veya Eski TTK döneminde açılmış davalara dahi uygulanabilir.  Şirketlerin sürekliliği, hem kendi dinamizmi hem de ticari hayatın akışı açısından önemlidir. Eski TTK döneminde iki ortaklı limited şirketlerin  ortakları arasındaki uyuşmazlık halinde başvurulabilecek tek yolun şirketin feshi olması eksik bir düzenlemeydi ve amaca hizmet etmemekteydi. TTK bu düzeni değiştirdi ve boşlukları doldurdu. Yargıtay da yeni kararlarında bu sisteme ayak uydurdu ve böylece TTK’nın getirdiği yeni düzenlemelerin yerleşmesine katkı sağladı.